| Karanlık dünyam içimde kördüğüm
| My dark world where I'm blind inside
|
| Bitmeyen çileymiş sanki ördüğüm
| It's like an endless ordeal that I knit
|
| Sen yine öyle san, sen beni öyle bil
| You think so again, you know me so
|
| Tertemiz dünyayı ben kirletmedim
| I did not pollute the clean world
|
| Kendimi rüyalara hapsetmedim
| I did not imprison myself in dreams
|
| Sen yine öyle san, sen beni yine öyle bil
| You think so again, you know me so again
|
| Dur dur deme bana
| Don't tell me to stop
|
| Aklından geçenleri sakın söyleme bana
| Don't tell me what's on your mind
|
| Sen yine öyle san sen yine öyle sev sen yine öyle bil
| You think like that again, love like that again, know like that again
|
| Yalnız kalınca yanında olmayan kırık kalbinin farkına
| When you are alone, you realize your broken heart that is not with you.
|
| Varmayan
| did not arrive
|
| Yanlış kalplerde şansını zorlayan
| pushing his luck in wrong hearts
|
| Kendini senin yerine koymayan
| who don't put themselves in your place
|
| Ben ben o değilim, ben o değilim
| I'm not him, I'm not him
|
| Sözlerin hala yanıyor içimde
| Your words still burn inside me
|
| İnsanı sarhoş eden bir biçimde
| in an intoxicating way
|
| Sen yine öyle san, sen yine öyle bil
| You think so again, you know so again
|
| Dur dur deme bana, aklından geçenleri sakın söyleme bana
| Don't tell me stop, don't tell me what's on your mind
|
| Sen yine öyle san, sen yine öyle sev, sen yine öyle bil | You think like that again, you love like that again, you know like that again |