| Yazık (original) | Yazık (translation) |
|---|---|
| Zaman zaman ağlarım | I cry from time to time |
| Anladım ki boşa yanarım | I realized that I will burn in vain |
| Bir iltifat, bir gülüşe | A compliment, a smile |
| Bir olmadık, bir olmadık, bir olmadık söze kanarım aman | We are not one, we are not one, we are not one, I swear |
| Yazık olmuş, güller solmuş | It's a pity, the roses have withered |
| Koklamakta çok geç kalmışım | I'm too late to smell |
| Bağ yerine dağa dalmışım | I dived into the mountain instead of the vineyard |
| Her nasılsa, her nasılsa, her nasılsa, ben sana, ben sana kanmışım | Somehow, somehow, somehow, I fell for you, I fell for you |
| Her nasılsa ben sana kanmışım | Somehow I fell for you |
