| Ah be anne çocuktum hep ellerimden tutardın saçlarımı okşardın çocuktum ya
| Oh baby
|
| masallarınla uyurdum şimdi büyüdüm insanların yalanlarıyla uyuyorum
| I used to sleep with your tales, now I'm grown up, I sleep with people's lies
|
| Dayanamasamda katlanıyorum annem
| If I can't stand it, I endure my mother
|
| Sanada çok kızgınım yürü dedin yürüdüm taşlara takılmadan dizlerim kanamadan
| I'm so angry with you, you said walk, I walked without getting stuck on the stones without my knees bleeding
|
| kimseye aldırmadan
| regardless of anyone
|
| Uyu dedin yürü dedin büyü dedin koş dedin çukurlara aldırma dedin insanları
| You said sleep, you said walk, you said magic, you said run, you said don't mind the pits, you said people
|
| üzme dedin karanlıkta napıcağımı niye söylemedin anne!
| You said don't worry, why didn't you tell me what to do in the dark, mom!
|
| Merhaba sevgili
| Hi dear
|
| Herkese sevgili fakat bana sevgisiz herkese sevgi dolu fakat bana ilgisiz
| Loving to all but unloving to me Loving to all but indifferent to me
|
| Merhaba sanada yalanlarınada ihanetinede maskenede merhaba
| Hello to you, to your lies, to your betrayal, to your mask.
|
| Bugün ayrıldığımızın kaçıncı günü bilmiyorum
| I don't know what day today we broke up
|
| Sensiz geçen her dakika bana bir ömür gelirken nasıl bilebilirim ki?
| How do I know when every minute without you feels like a lifetime to me?
|
| Bugün arkadaşlar seni sordu aklıma geldin sonra sonra farkettim ki
| Today, friends asked about you, I thought of you, then I realized that
|
| Sen hiç aklımdan çıkmamışsın ki
| You've never left my mind
|
| Çok zaman geçti gram gücüm kalmadı
| It's been so long, I'm out of strength
|
| Ölüler kalpte değil artık artık mezarda yaşamalı dedim kendi kendime
| The dead are no longer in the heart, I said to myself, now they must live in the grave.
|
| Çekildim bir kenara
| I stepped aside
|
| sonra farkettim ki ölü olan sen değil benmişim
| Then I realized that it was me that was dead, not you.
|
| Unutmadım ardından beni hıçkırıklarla bıraktığın günü unutmadım
| I didn't forget then I didn't forget the day you left me with sobs
|
| Sana gitme diye yalvardığımı unutmadım
| I forgot that I begged you not to go
|
| Başkasını sevdiğini bildiğim halde ayaklarına kapandığımı unutmadım
| I didn't forget that I fell at your feet even though I knew you loved someone else
|
| Unutamam ne seni ne ihanetini unutamam
| I can't forget neither you nor your betrayal
|
| Annem saçlarını süpürge edip beni bu yaşa kadar büyüttü lan sen kimsin ki beni
| My mother brushed her hair and made me grow up to this age, who are you?
|
| ihanetinle böyle küçülttün
| you belittled like this with your betrayal
|
| Güldürmedin yüzümü beni hergün öldürdün yeni sevgilinle dolaştığın o sokaklarda
| You didn't make me smile, you killed me every day in those streets where you wandered with your new lover
|
| ben hergün süründüm
| I crawled everyday
|
| Sen hiç canına göz dikmiş birine özledim dedin mi ihanetine eğildin mi ben
| Have you ever said you miss someone who has coveted your life? Did you bow down to his betrayal?
|
| eğildim defalarca tekrar tekrar öyle büyük sevdim ki ne içime ne kalbime
| I leaned over and over again and loved so much that neither my inside nor my heart
|
| sığmadı ama o ama o bi bitti kelimesine sığdırdı
| it didn't fit but he
|
| özür dilerim anne hoşçakalmadım seni suçladığım için seni değil onu dinlediğim
| I'm sorry mom I didn't say goodbye because I blamed you I listened to him not you
|
| için özür dilerim güçlü kızının kalbini yaraladığım için affet ve hakkını helal
| I'm sorry for hurting your strong daughter's heart forgive me
|
| et nolur anne mezarı kazılan mezarı kazılan bu kızın için saçlarımı okşayan bi
| Please, for this girl whose mother's grave was dug, who caressed my hair
|
| babam yoktu bu yüzden babam gibi sevdim seni saçlarımı okşarken duyduğum huzur
| I didn't have a father so I loved you like my father, the peace I felt while stroking my hair
|
| gibi
| as
|
| Sevdiğim hiç mi acımadın giderken söylesene be adam o parkta nasıl terkettin
| My love, did you ever feel sorry when you left, tell me man, how did you leave in that park
|
| kızını
| Your daughter
|
| İnsan evladını bırakıp gider mi
| Does a person leave his child and go?
|
| Cami avlusuna bırakılan bir bebekten ne farkım var şimdi benim
| How am I different from a baby left in the courtyard of a mosque?
|
| O bebek sadece annesine babasına ağlar belki ama
| That baby may only cry for his mother and father, but
|
| Ben annemi babamı dostumu sırdaşımı sevdiğimi nefesimi beynimi kaybettim lan
| I lost my breath, my brain, my mother, father, friend, confidant
|
| Hangi birine ağlıyım
| Which one am I crying for?
|
| Yorulmaktan yoruldum be adam
| I'm tired of being tired man
|
| Çok sert düştüm bu kez yere tüm düşmanlarım bile acıdı bana gerek var mı daha
| I fell so hard this time, even all my enemies hurt, do you need me again?
|
| şahide
| to the witness
|
| Sen kazandın çek zafer bayrağını şimdi
| You won, hoist the victory flag now
|
| Ben kaybettim duymak istiyosun madem ben kaybettim
| I lost, if you want to hear it, I lost
|
| Sen benim gülüşümü çok severdin peki neden çaldın benden cevap versene sen
| You used to love my smile so why did you steal it from me?
|
| kimsin bu kadar canımı yakıcak kadar
| who are you to hurt me so much
|
| Bu ben olamam gururumu ayaklar altına alıp sana gelemiyecek kadar
| It can't be me, enough to trample my pride and come to you
|
| bu gece her zamankinden daha çok karanlık gökyüzü
| darker skies than ever before tonight
|
| Odam odam daha soğuk
| My room is colder than my room
|
| Cehenneme dönmeden hayatım gelme artık çalma kapımı arama olmadık zamanlarda
| My life, don't come before I go to hell, don't look for my knocking door anymore
|
| seni unutmalıyım aşk
| I must forget you love
|
| Benim için senin için geleceğimiz için seni seni unutmalıyım
| For me, for you, for our future, I must forget you
|
| Senin yüzünden karıştırdım ben dünümle yarınlarımı
| Because of you I confused my yesterday and tomorrow
|
| Başkasına gidecektin madem neden söyledin seviyorum yalanlarını
| If you were going to go to someone else, why did you tell me I love your lies
|
| Başkası olmayacaktı hani şimdi kalbinin ne farkı kaldı genel evden
| There would be no one else, you know, what is the difference of your heart now from the general house?
|
| gülen gözlerine kurban olduğum canıma bu kastın neden
| Why did you mean to my life that I fell victim to your smiling eyes?
|
| Hani sana gelmiştim ya ışıkla yağmur yağıyordu hani
| When I came to you, it was raining with light
|
| Sarılmıştım ya sana sımsıkı
| I hugged you tightly
|
| Sen kalbimin ritmi bozuldu diye gülmüştün ya hani
| You laughed because my heart's rhythm was broken, you know?
|
| Bende utanmıştım
| I was embarrassed too
|
| Şimdi yine gül gül
| Now smile again
|
| çünkü gidişin ebrunun bitişi oldu!
| because your departure was the end of marbling!
|
| Ardından beni hıçkırıklarla bıraktığın günü unutmadım
| Then I remember the day you left me with sobs
|
| Sana gitme diye yalvardığımı unutmadım
| I forgot that I begged you not to go
|
| Annem saçlarını süpürge edip beni bu yaşa kadar büyüttü lan sen kimsin ki beni
| My mother brushed her hair and made me grow up to this age, who are you?
|
| ihanetinle böyle küçülttün
| you belittled like this with your betrayal
|
| Özür dilerim anne hoşçakalmadım seni suçladığım için
| I'm sorry mom I didn't say goodbye for blaming you
|
| Özür dilerim anne. | I'm sorry mom. |