| Çok parçalandım…
| I am so torn…
|
| Parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam
| If I don't believe that I have multiplied as I fell apart
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live
|
| Bir gün daha bitti…
| Another day is over…
|
| Ama yarın yeni bir gün diye inanmazsam
| But if I don't believe that tomorrow is a new day
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live
|
| Bu da gelir geçer diye inanmazsam
| If I don't believe that this too will pass
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live, how do I live
|
| Her şey insanlar için
| Everything is for people
|
| Görmek öğrenmek için
| to learn to see
|
| Bazen zor da olsa
| Even if it's hard sometimes
|
| Her şey insanlar için
| Everything is for people
|
| Umut doğurmak için
| to give hope
|
| Hayatla seviştim…
| I made love with life…
|
| Hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam
| If I don't believe that nothing happened in vain
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live
|
| Uyuyordum…
| I was sleeping…
|
| Gözüm açıldı uyandım diye inanmazsam
| If I don't believe that I woke up with my eyes opened
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live
|
| Bu da gelir geçer diye inanmazsam
| If I don't believe that this too will pass
|
| Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım, nasıl yaşarım
| How do I live, how do I live, how do I live
|
| Her şey insanlar için
| Everything is for people
|
| Görmek öğrenmek için
| to learn to see
|
| Bazen zor da olsa
| Even if it's hard sometimes
|
| Her şey insanlar için
| Everything is for people
|
| Umut doğurmak için
| to give hope
|
| Hayatla seviştim… | I made love with life… |