| Dikenlerden bezdim artık, kanlar aktı açan gülden
| I'm tired of the thorns, blood has flowed from the blooming rose
|
| Yalan dünden hayır yok, yok aynalardan kaçan yüzden
| There is no good from a lie yesterday, there is no face that runs away from the mirrors
|
| Yaşadığımız dünya sahtekar ve satan türden
| The world we live in is fraudulent and selling.
|
| İsteseydin ışık çıkartırdım inan batan günden
| If you wanted, I would bring out the light, believe me, from the setting day
|
| Ölür müydün bana gülsen, içindeyim alevlerin
| Would you die if you smile at me, I'm in your flames
|
| Feda etmişim dünyamı silinmez kader
| I sacrificed my world to an indelible destiny
|
| Benim yaram derin, kana bulanmış alnımdan akan terim
| My wound is deep, sweat dripping from my bloodstained forehead
|
| Yanar tenim kor alevlerde saplandı şarapnelin
| My burning skin is stuck in the embers of shrapnel
|
| Bir nefeslik konuşabilsem anlatırdım sana birden
| If I could speak for one breath, I would tell you suddenly
|
| Ölümsüzlüklerde gizli şu gözlerden bakabilsen
| If only you could look through those eyes hidden in immortality
|
| Var mı senden öte yol?
| Is there any way beyond you?
|
| Hasmı yılan olan çok
| A lot of snakes
|
| Yaşarken ölmem gerek, benim başka çıkar yolum yok
| I have to die while I live, I have no other way out
|
| Uzağa bakan gözler ağlar barut kokan koğuşlardan
| Eyes looking away cry from the wards that smell of gunpowder
|
| Bozuk radyolardan gurbeti çağırırlar çok uzaktan
| They call the expatriate from broken radios from far away
|
| Çok ufak da olsa umut var daima ölme gel
| Even if it is very small, there is hope, always die, come
|
| Zamanım az, geleceksen Azrail’den önce gel
| I'm short of time, if you're coming, come before the Grim Reaper
|
| Uzar geceler, düşer yakamoz
| Nights get longer, we fall
|
| Bak hayatın kuralı bu, küser sana dost
| Look, this is the rule of life, he will be offended by you, friend.
|
| Nesi var? | what's wrong? |
| (nesi var, nesi var, nesi var?)
| (what's up, what's up, what's up)
|
| İhaneti var!
| He has betrayal!
|
| Yutar seneler, düşer saça boz
| Years swallow, fall into hair
|
| Kula bak eli mahkum siner kana toz
| Look at the ear, his hand is convicted, the blood is dust
|
| Geri sar! | Rewind! |
| (geri sar, geri sar, geri sar)
| (rewind, rewind, rewind)
|
| Cinayeti var!
| He has murder!
|
| Toprak bu ten bizi bekler mezar
| The earth awaits us from this grave
|
| Gün doğar, gün batar bitti zere kadar
| The sun rises, the sun goes down
|
| Yeri var (yeri var, yeri var, yeri var, yeri var)
| It has its place (it has its place, it has its place, it has its place, it has its place)
|
| Kıyameti var!
| It's apocalyptic!
|
| Ne sende nefes; | What is your breath; |
| ne de bende biraz
| nor
|
| Bitecek yere gök, çökecek hem de kaz
| The sky will end, it will collapse and goose
|
| Eli ağır (eli ağır, eli ağır, eli ağır)
| Heavy-handed (heavy-handed, heavy-handed, heavy-handed)
|
| İsabeti var!
| He has a hit!
|
| Yoruldum sarsılmaktan yalnızlıklar baş ucumda
| I'm tired of being shaken, loneliness is at my bedside
|
| Sen de ölme fakat bırak da beni de yaşayayım namusumla
| Don't die either, but let me live with my honour.
|
| Kurşun sağ kolumda, engeller çok var daha yolumda
| The bullet is in my right arm, there are many obstacles in my way
|
| Kanımdan içme bak dostun da olurum kabusun da!
| Don't drink my blood, I'll be your friend and your nightmare!
|
| Kalbim kırık ispatı bur’da
| My heart is broken proof here
|
| Saati kurma zaten yalan
| Winding the clock is already a lie
|
| Beşikten mezara bu yol dalga geçer bazen zaman
| This road from the cradle to the grave sometimes makes fun of time
|
| Ceset oldum n’apsın param aşkım yaram bahtım kara
| I became a corpse, what are you doing, my money, my love, my wound, my luck, my black
|
| Ömrü astım dara, kaldım kara baskınlara kastın bana
| I hung my life in tare, I stayed, you mean land raids on me
|
| Ben ölmedim ki kalktım ayağa baktım sana
| I didn't die, I got up and looked at you
|
| Gözlerinden ağlarken ekmeğimi bandım kana
| While crying from your eyes, I smeared my bread to the blood
|
| Ve n’aptın bana ben böylesine hiç düşmemiştim yerlere
| And what's wrong with me, I've never been on the ground like this
|
| İnan ki yalan gerçekten hiç gülmemiştim bir kere
| Believe me, it's a lie I never really laughed once
|
| Bak rap yapıştı tenime bela sevgilim yok soluk bana
| Look, rap stuck to my skin, I don't have a girlfriend, I'm pale
|
| Bu sahte dünya acımasız, takılı kaldım o tuzakta
| This fake world is cruel, I'm stuck in that trap
|
| Çok ufak da olsa umut var daima ölme gel
| Even if it is very small, there is hope, always die, come
|
| Zamanım az, geleceksen Azrail’den önce gel
| I'm short of time, if you're coming, come before the Grim Reaper
|
| Uzar geceler, düşer yakamoz
| Nights get longer, we fall
|
| Bak hayatın kuralı bu, küser sana dost
| Look, this is the rule of life, he will be offended by you, friend.
|
| Nesi var? | what's wrong? |
| (nesi var, nesi var, nesi var?)
| (what's up, what's up, what's up)
|
| İhaneti var!
| He has betrayal!
|
| Yutar seneler, düşer saça boz
| Years swallow, fall into hair
|
| Kula bak eli mahkum siner kana toz
| Look at the ear, his hand is convicted, the blood is dust
|
| Geri sar! | Rewind! |
| (geri sar, geri sar, geri sar)
| (rewind, rewind, rewind)
|
| Cinayeti var!
| He has murder!
|
| Toprak bu ten bizi bekler mezar
| The earth awaits us from this grave
|
| Gün doğar, gün batar bitti zere kadar
| The sun rises, the sun goes down
|
| Yeri var (yeri var, yeri var, yeri var, yeri var)
| It has its place (it has its place, it has its place, it has its place, it has its place)
|
| Kıyameti var!
| It's apocalyptic!
|
| Ne sende nefes; | What is your breath; |
| ne de bende biraz
| nor
|
| Bitecek yere gök, çökecek hem de kaz
| The sky will end, it will collapse and goose
|
| Eli ağır (eli ağır, eli ağır, eli ağır)
| Heavy-handed (heavy-handed, heavy-handed, heavy-handed)
|
| İsabeti var! | He has a hit! |