| Bu sofracık efendiler halkımızın varı yoğu hayatı
| This table, gentlemen, is the life of our people.
|
| Kan ağlayan can çekişen halkımızın
| Our dying people crying blood
|
| Bekler sizi efendiler önümüzde titrer durur
| Waiting for you lords stand trembling before us
|
| Ama sakın çekinmeyin yiyin yutun yiyin yutun şapur şupur
| But don't be afraid, eat, swallow, eat, swallow, smack
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
| Eat, my lords, this appetizing table is yours.
|
| Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
| Eat until you burst
|
| Çok açsınız Efendiler suratınızdan bellidir
| You are very hungry, Lords, it is obvious from your face.
|
| Yiyin hadi yiyin hadi Yemezseniz yarın kalırmı kimbilir
| Eat, come, eat, come on, if you don't eat, who knows, will it stay tomorrow?
|
| Sizi çağıranlar bu sofraya, nasıl böbürlenir
| How can those who invite you brag to this table?
|
| Hakkınız bu savaştınız tamam ''E tamam.'' dedik
| That's your right, you fought okay, we said, "Well, okay."
|
| Bu hak eldedir
| This right is available
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
| Eat, my lords, this appetizing table is yours.
|
| Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
| Eat until you burst
|
| Hepsi bu nazlı beylerindir ne varsa ortalıkta
| It's all these coy gentlemen, whatever there is
|
| Soy sop onur düğün oyun konak saray caka
| Pedigree honor wedding game mansion palace flair
|
| Hepsi sizin efendiler konakta sarayda gelinde alayda
| All your masters, in the palace, in the palace, in the bride and in the regiment.
|
| Hepsi sizin hepsi sizin hem hazır lop kolayca
| All yours all yours and ready lop easily
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
| Eat, my lords, this appetizing table is yours.
|
| Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
| Eat until you burst
|
| Büyüklün hazmı azıcık zorda olsa ne çıkar
| What will happen if the big one has a little difficulty in digestion?
|
| Gösterişin gururu var, öç almanın sevinci var
| There's pride in showing off, there's joy in vengeance
|
| Güler yüzünden efendiler bu sofra keyfe gelir pırıldar
| Because of the smile, masters, this table comes to pleasure, it shines
|
| Sizin bu baş beyin ciğer bütün bu kanlı lokmalar
| Your head, brain, liver, all these bloody morsels
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
| Eat, my lords, this appetizing table is yours.
|
| Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
| Eat until you burst
|
| Verir bu fukara memleket nesi var nesi yoksa hepsini
| This country gives everything to this poor person.
|
| Verir malını canını umudunu düşünü
| He gives his property, his life, think about his hope
|
| Rahatını sağlığını içinin bütün ateşini
| Your comfort, your health, all your fire
|
| Hadi yuvarlayın düşünmeyin harammıdır helalmi
| Come on, roll it, don't think, is it haram or halal?
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
| Eat, my lords, this appetizing table is yours.
|
| Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
| Eat until you burst
|
| Bu harmanın gelir sonu kapıştırın gider ayak
| The end result of this blend, go get it
|
| Yarın sönmüş bakarsınız bugün çıtırdayan ocak
| Tomorrow you will see that the crackling stove is extinguished today
|
| Hazır mideler sağlam hazır mideler sıcak
| Ready stomachs strong ready stomachs hot
|
| Atıştırın kapıştırın tıkıştırın kapış kapış kucak kucak
| snack smash smash smash smash hug hugs
|
| Yiyin efendiler yiyin, bu haykıran sofra sizin
| Eat, masters, eat, this shouting table is yours
|
| Doyuncaya kusuncaya patlayıncaya kadar yiyin | Eat until you're full and vomit |