| Su başında durmuşsun, su akar, sen bakarsın
| You stand by the water, the water flows, you look
|
| Su başında durmuşsun, su akar, sen bakarsın
| You stand by the water, the water flows, you look
|
| Duruşun mağrur da bakışın mahsun
| Your stance is proud but your look is mahsun
|
| Duruşun mağrur da bakışın mahsun
| Your stance is proud but your look is mahsun
|
| Yüreğinden fışkıran bir şey dilinin ucunda
| Something gushing from your heart on the tip of your tongue
|
| Yüreğinden fışkıran bir şey dilinin ucunda
| Something gushing from your heart on the tip of your tongue
|
| Yüreğin cesur da dillerin yorgun
| Your heart is brave but your tongues are tired
|
| Yüreğin cesur da dillerin yorgun
| Your heart is brave but your tongues are tired
|
| Yüz yaşında bir çocuk gibisin
| You're like a hundred year old child
|
| Kırmızı uçurtması hep aynı ağaçlara takılmış
| His red kite is always stuck in the same trees
|
| Tüketilen tek gençlik, orda yalnız değilsin
| The only youth consumed, you're not alone out there
|
| Yaşanmış, yaşanmış, yaşanmış ve asla utanılmamış
| Lived, lived, lived and never been ashamed
|
| Su başında durmuşsun, su akar, sen bakarsın
| You stand by the water, the water flows, you look
|
| Su başında durmuşsun, su akar, sen bakarsın
| You stand by the water, the water flows, you look
|
| Duruşun aynı duruş, bakışında farklısın
| Your stance is the same stance, you're different in your look
|
| Duruşun aynı duruş, bakışında farklısın
| Your stance is the same stance, you're different in your look
|
| Yüz yaşında bir çocuk gibisin
| You're like a hundred year old child
|
| Kırmızı uçurtması hep ağaçlara takılmış
| His red kite is always stuck in the trees
|
| Tüketilen tek gençlik orada yalnız değilsin
| The only youth consumed there you are not alone
|
| Yaşanmış, yaşanmış, yaşanmış ve asla utanılmamış | Lived, lived, lived and never been ashamed |