| Memleketime çoktan bahar gelmiştir
| Spring has already arrived in my hometown
|
| Başakları şimdiden göğe ermiştir
| Virgos have already reached the sky
|
| Dağlarını gelincik basmıştır
| Weasel has conquered the mountains
|
| Yer, gök ve yürek çiçek açmıştır
| The earth, the sky and the heart have blossomed
|
| Kirazlar olmadan tez vakitte
| Quickly without the cherries
|
| Asmanın sürgün veren dallarında
| On the sprouting branches of the vine
|
| Nergisin, zerenin taç yapraklarında
| Your daffodil is in the petals of the marsh
|
| Seninle baharı kutlamaya geliyorum
| I'm coming to celebrate spring with you
|
| Başımı omzuna yaslamaya
| to lay my head on your shoulder
|
| Hayata yeniden başlamaya
| to start life over
|
| Bağında, bahçende, pınarlarında
| In your vineyard, in your garden, in your springs
|
| İçimi yıkamaya geliyorum
| I'm coming to wash myself
|
| Caddelerinde kızlarla oğlanlar
| Boys and girls in the streets
|
| Oynaşıyordur şimdi, ah, hem de nasıl
| He's playing now, ah, and how
|
| Başlayan, biten, tazelenen aşklar
| Beginning, ending, renewing loves
|
| Başlıyor ömrümüzde yeni bir fasıl
| A new chapter in our lives begins
|
| Kirazlar olmadan tez vakitte
| Quickly without the cherries
|
| Asmanın sürgün veren dallarında
| On the sprouting branches of the vine
|
| Nergisin, zerenin taç yapraklarında
| Your daffodil is in the petals of the marsh
|
| Seninle baharı kutlamaya geliyorum
| I'm coming to celebrate spring with you
|
| Başımı omzuna yaslamaya
| to lay my head on your shoulder
|
| Hayata yeniden başlamaya
| to start life over
|
| Bağında, bahçende, pınarlarında
| In your vineyard, in your garden, in your springs
|
| İçimi yıkamaya geliyorum | I'm coming to wash myself |