| Bu dünyadan kâr sağlayan kirli bir el var
|
| Zorla kesilen haraçla bir dünya doyar
|
| Karanlık hasat mevsiminde, gündüz ağlar
|
| Son günler yaklaştıkça güneş de yakar
|
| Sen, yobaz, efendinin sağ yanında yerini al
|
| Sen, düzenbaz, efendinin sol yanında yerini al
|
| Ve sen, etme naz, efendinin kucağında yerini al
|
| Sahipten emir alan tüm acizler azar
|
| Bilmez cahil, ruh evidir, bedense mezar
|
| Yüzyıllardır kanla beslendi, tarihte yazar
|
| Hep sapkındır hem de der ki, değmesin nazar
|
| Sen, yobaz, efendine inanmayanın canını al
|
| Sen, düzenbaz, efendinin haramından payını al
|
| Ve sen, etme naz, efendinin kucağında yerini al
|
| Aydınlığa çıkarmak için uzanan o el
|
| Karanlığın içinden geliyor, cahil, bre cahil
|
| Ona akıl verin, ihtiyacı var
|
| Aklının odacıkları pek bir dar
|
| Issız yığıntıdan kurtulacağına
|
| Sabah akşam örer odaya duvar
|
| Cahil Allah senin çileni versin
|
| Oğlun senin tersin olsun ki ersin
|
| Kalbimizde elbet herkese yer var
|
| Ancak akıl denen muamma seni neylesin
|
| Sanki doğar doğmaz ilk duyduğuna inanmış
|
| Hemen ardından da kapıları kapatmış
|
| Yeter ki şu aciz beden tam doysun
|
| Zaten ruh ve akıl bataklığa saplanmış
|
| Hem cahilsin hem de akıl verirsin
|
| Sana maruz kalan nasıl delirmesin
|
| İşe yarar bir şey olsa aklında
|
| İblis oturabilir miydi şimdi sarayda
|
| Apışının arasıyla düşünen
|
| Yaradanı yapma dese de yapar
|
| Ölünce elbet herkese bir ev var
|
| Ve bir kısmının manzarası ateştir |