| Şu An Erken (original) | Şu An Erken (translation) |
|---|---|
| Seninle yürümek beni bana getiriyor | Walking with you brings me to me |
| Bir tüy alıp eline okşuyor zaaflarımı | He takes a feather and caresses my weaknesses |
| Kalbimin buzları kırıyorum onları | I'm breaking the ice of my heart |
| Seni bulana kadar korudular kalbimi | They guarded my heart until I found you |
| Sadece bir belki | just a maybe |
| Yokluğun yalnızlık duygusu varken | When there's a feeling of loneliness |
| Varlığın kaybetme korkusu derken | When you say the fear of losing your existence |
| Zamanla kalmıyor tortusu şu an erken | It doesn't stay in time, it's early now |
