| Kırmızı (original) | Kırmızı (translation) |
|---|---|
| Hatayı ben en başında yaptım | I made the mistake at the very beginning |
| Aynı evi senle paylaşarak | Sharing the same house with you |
| Kendimi çok takdir edeceğim | I will appreciate myself very much |
| Ayrılığı kutlayarak | Celebrating the separation |
| Vedalaşırken üzülmüş gibi | As if saying goodbye |
| Tutma ellerimi acıyarak | Don't hold my hands with pity |
| Kendine dev aynasında değil | Don't give yourself a giant mirror |
| Boy aynasında bir bak | Take a look in the full-length mirror |
| Acım taze kurtulamazsın | You can't get rid of my pain fresh |
| Gözlerini kaçırarak | averting your eyes |
| Belki birazcık bozuldun | Maybe you're a little upset |
| Ruhun belki can çekişiyor | Maybe your soul is dying |
| Belki biraz da kızardın ama | Maybe you blushed a little too but |
| Sana kırmızı çok yakışıyor | red looks good on you |
