| Güzel kadınların arasında kaldın
| You stayed among beautiful women
|
| Çavo, Çavo bilmiyolar di' mi?
| Çavo, Çavo don't they know?
|
| Günde bir kere mevzu yapardın
| You used to make a topic once a day
|
| Bok çukurundan kurtar kendini
| Get yourself out of the shithole
|
| Günü kurtarır yoluna bakardın
| You would save the day and look your way
|
| Bırak ortamı mahallene gel geri
| Leave the atmosphere, come back to your neighborhood
|
| Hızlı sokaklar hızlı çocuklar
| fast streets fast kids
|
| Hepsi bi' aradalar bekliyo’lar seni
| They're all together, they're waiting for you
|
| İstiyo’san gelip gör yolun yanına
| If you're Istiyo, come and see it next to the road
|
| Sana yok caz, abine, babalarına
| No jazz for you, your brother, your fathers
|
| Sorun yok ayık ol sokak aralarına
| It's okay, be sober.
|
| Pozum sana değil MOBESE’nin kayıtlarına
| My pose is not for you, but for MOBESE's records.
|
| Ghetto birkaç iz bıraktı kollarımın üstüne
| The ghetto left a few marks on my arms
|
| Büyüdüm kesiklerin sancılarıyla (ya)
| I grew up with the pain of cuts (ya)
|
| İçmediğimi döküyorum kötü zaman anısına
| I spill what I don't drink in memory of bad time
|
| Dostlarımı düşünerek yürüyorum hâlâ
| I'm still walking thinking of my friends
|
| Benim hala beklediğin gibi
| As you're still waiting for me
|
| Saçım hep tas, takımlarım Adidas
| My hair is always stone, my suits are Adidas
|
| Köşeler bizim abiler fıs
| The corners are our brothers, whistle
|
| Düşünüp dursunlar şimdi kime kaçıca'z
| Let them think, who are we going to run to now?
|
| Yavaş olun az paket oluca’z
| Be slow, there will be few packages
|
| Ceso bu savaşı boşuna mı verdi?
| Did Ceso give this war in vain?
|
| İstediğim dilim değil pastanızdan anlayın
| Understand from your cake, it's not the slice I want
|
| Biz tamamını önünüzden kaçırmaya geldik
| We've come to dodge it all in front of you.
|
| Bu gelen de gider
| This comes and goes
|
| Değişir her gün bir serüven
| It changes every day, an adventure
|
| Bir günüm ev, bir gün otel
| One day home, one day hotel
|
| Bir yudum viski, bi' bitki yeter (ya, ya)
| One sip of whiskey, one herb is enough (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar (ya, ya)
| Fast streets, only fast people understand us (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar
| Fast streets, only fast people understand us
|
| Bu gelen de gider
| This comes and goes
|
| Değişir her gün bir serüven
| It changes every day, an adventure
|
| Bir günüm ev, bir gün otel
| One day home, one day hotel
|
| Bir yudum viski, bi' bitki yeter (ya, ya)
| One sip of whiskey, one herb is enough (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar (ya, ya)
| Fast streets, only fast people understand us (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar
| Fast streets, only fast people understand us
|
| Olmuş muyum? | have I been |
| Korktuğun gibi
| as you fear
|
| Tabi sarıldı etrafın güç tarafından
| Sure you're surrounded by power
|
| Uyanırım bilmediğim bi' kadın
| I wake up to a woman I don't know
|
| Yatar yanımda ve pisliğimden arınıyo’m bembeyazım bak
| I'm lying next to you and I'm getting rid of my dirt, look, I'm white
|
| En azından evden atılmam (ya, ya)
| At least I won't be kicked out of the house (ya, ya)
|
| Kaybetmek yok lugatımda (prrrah)
| No losing in my vocabulary (prrrah)
|
| Düşünsene, semtte bi' kahvede çürümüyorum (ya, ya)
| Think about it, I'm not rotting in a neighborhood cafe (ya, ya)
|
| Düşünsene lan kimsenin üzerine yürümüyorum
| Think about it, I'm not walking on anyone
|
| Ama direniyorum ne olur bilemiyorum
| But I resist, I don't know what will happen
|
| İçimdeki Güngören'li savaşıyo' benimle
| Gungoren inside me is fighting with me
|
| Kararıyo' ışıklar göremiyorum önümü
| The lights are getting dark, I can't see in front of me
|
| Yaşadığım hayat hep kapışıyo' ölümle
| The life I live is always fighting with death
|
| Kimsiniz ha? | Who are you? |
| Kaç yaranız var? | How many scars do you have? |
| Ner’de ceza?
| Where is the punishment?
|
| Kaç suçunuz var? | How many faults do you have? |
| Söyle bi' ya
| Tell me
|
| Pantolonumdan çıkarırım hepinizi bilesin
| I'll take it out of my pants so you all know
|
| Kimsiniz he? | Who are you? |
| Şöyle bi' bak (ya, ya)
| Take a look (ya, ya)
|
| Bir sürü kardeşim var
| I have a lot of brothers
|
| Abisi öldürür onlar yatar
| His brother kills them, they go to bed
|
| Bu gelen de gider
| This comes and goes
|
| Değişir her gün bir serüven
| It changes every day, an adventure
|
| Bir günüm ev, bir gün otel
| One day home, one day hotel
|
| Bir yudum viski, bi' bitki yeter (ya, ya)
| One sip of whiskey, one herb is enough (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar (ya, ya)
| Fast streets, only fast people understand us (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar
| Fast streets, only fast people understand us
|
| Bu gelen de gider
| This comes and goes
|
| Değişir her gün bir serüven
| It changes every day, an adventure
|
| Bir günüm ev, bir gün otel
| One day home, one day hotel
|
| Bir yudum viski, bi' bitki yeter (ya, ya)
| One sip of whiskey, one herb is enough (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar (ya, ya)
| Fast streets, only fast people understand us (ya, ya)
|
| Hızlı sokaklar, bizi sadece hızlılar anlar | Fast streets, only fast people understand us |