| Çoğaldı git gide yokluğun dağ gibi
| It has increased, your absence is like a mountain
|
| Atılmış üzerime ağ gibi
| Like a net thrown over me
|
| Zaman ilaç değil yanmaya alıştıran
| Time is not a medicine, it is a habit to burn
|
| Hepsi sönse de yanan
| Burning even though they all go out
|
| Tek bir çıra gibi
| like a single kindling
|
| Kim bilir kaç ilkbahar yaz sonbahar kış
| Who knows how many spring summer autumn winter
|
| Aylar mevsimler derken
| When the months are the seasons
|
| Seneler sensiz geçti
| Years passed without you
|
| Büyüdü ağaç oldu çoktan
| It has grown into a tree
|
| Ektiğimiz fidanlar gölgesinde
| In the shade of the seedlings we planted
|
| Kaç gün geceyi zor ettik
| How many days we had a hard night
|
| Dön dayanamıyorum artık
| Come back, I can't stand it anymore
|
| Dön bu ne çok yalnızlık
| Come back, this is so lonely
|
| Çık gel ne olursun apansız
| Come out, please
|
| Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız
| Come on back, come back, come back without a lie
|
| Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
| My eyes are fixed on the roads that stretch
|
| Tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
| Hope doesn't run out, I'm waiting for the impossible
|
| Bulurmu bulur benide
| Will you find me?
|
| Günün birinde bir mucze
| One day a miracle
|
| Duayı duaya ekliyorum
| I add the prayer to the prayer
|
| Dön dayanamıyorum artık
| Come back, I can't stand it anymore
|
| Dön bu ne çok yalnızlık
| Come back, this is so lonely
|
| Çık gel ne olursun apansız
| Come out, please
|
| Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız | Come on back, come back, come back without a lie |