| Yeni tanıştık belki de
| Maybe we just met
|
| Ama kim bilir belki de hep vardın
| But who knows, maybe you always existed
|
| Eşlik ediyordun sessiz ve sinsice belki de
| You were accompanying, perhaps silently and insidiously
|
| Şimdi şimdi anlıyorum
| Now I understand now
|
| Kurnazca ayırdın beni belki de
| Maybe you subtly separated me
|
| Liğme liğme savurdun sevdiklerimi
| You threw my loved ones to the heart
|
| Belki de
| Maybe
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
| You are the togetherness that I have to live with
|
| Yalnızlığım kanımsın canımsın
| My loneliness is my blood my dear
|
| Sen benim çaresizliğimsin
| you are my despair
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Bugünüm yarınım
| my today my tomorrow
|
| Sen benim hüzünlerimsin
| you are my sorrows
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Tek bilebildiğim sen benim
| All I know is you
|
| Vazgeçilmezimsin
| you are indispensable
|
| Senin olmamı istedin
| you wanted me to be yours
|
| Ama belki de bir aşık gibi
| But maybe like a lover
|
| İnatla bunca zaman kendine sakladın
| You stubbornly kept it to yourself all this time
|
| Belki de bir tohum gibi serpildin
| Maybe you sprouted like a seed
|
| Filizlendin ben oldun belki de
| You sprouted, maybe you became me
|
| Yatağımı bile paylaşabilmek için
| To even share my bed
|
| Benimle
| With me
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
| You are the togetherness that I have to live with
|
| Yalnızlığım kanımsın canımsın
| My loneliness is my blood my dear
|
| Sen benim çaresizliğimsin
| you are my despair
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Bugünüm yarınım
| my today my tomorrow
|
| Sen benim hüzünlerimsin
| you are my sorrows
|
| Yalnızlığım
| my loneliness
|
| Tek bilebildiğim sen benim
| All I know is you
|
| Vazgeçilmezimsin
| you are indispensable
|
| Yaşamak zorunda olduğum | i have to live |