| Sevişirken soğuk, uzak bir mevsim
| It's a cold, distant season when you're making love
|
| Aramıza sızdı sevgilim.
| It infiltrated us, darling.
|
| İnciniyor, inciniyor bir şeyler
| hurting, hurting something
|
| Aramızda sanki sevgilim.
| It's like between us, darling.
|
| Uzak bir gölge düşmüş üstüme
| A distant shadow has fallen over me
|
| Yetişemem artık ben sana.
| I can't reach you anymore.
|
| Acıyla ve tutkuyla bakıyorsun gözlerime
| You look into my eyes with pain and passion
|
| Kayıp bir çocuk gibi bakıyorsun gözlerime
| You look into my eyes like a lost child
|
| Susalım sular gibi suskun, karışalım geçmişe
| Let's be silent like waters, let's mingle with the past
|
| Bizi bize verse sessizlik.
| If silence gives us.
|
| Unutuyor ellerini ellerim
| My hands forget your hands
|
| Unutuyor beni yüreğin.
| Your heart forgets me.
|
| Siliniyor, siliniyor sevgimiz
| Erasing, fading our love
|
| Yaşanmamış gibi sevgilim.
| It's like it never happened, darling.
|
| Buz kesmiş iki ırmak kavuşamaz birbirine
| Two frozen rivers cannot meet each other
|
| Yabancı iki yalnız sığınamaz birbirine
| Two strangers can't take shelter in each other alone
|
| Elveda yorgun heyecanım, ıssızlığım elveda
| Goodbye my tired excitement, goodbye my solitude
|
| Seni yolcu ediyorum hayata… | I'm sending you to life... |