| Kalbime düz kontak yapmıştım
| I made direct contact to my heart
|
| Sapmıştım planımdan
| I strayed from my plan
|
| Beğenmeden yazgımı
| disliking my destiny
|
| Yürümüştüm suyun üzerinde
| I walked on water
|
| Sihirli bir fikir bekliyordu beni
| A magic idea was waiting for me
|
| Dünyanın bir yerinde
| somewhere in the world
|
| Ben biri değildim
| I was not one
|
| Ama başkaları da değildi
| But others were not
|
| Şanslıydım, düşüktü beklentim
| I was lucky, my expectation was low
|
| Sarhoştum yıkılacak kadar
| I was drunk until I collapsed
|
| Sahip değilken silahlarına
| When you don't have your guns
|
| Hiçbi' şeyi merak etmiyordu insan
| One did not wonder about anything
|
| Sıkmıştım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can atmıştım kıyasıya her şeye
| I was dying for everything
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Midem alev almış gözümün feri sönmüştü
| My stomach was on fire, my eye was gone
|
| Tiksinmiştim düzen ve anlamdan
| I was disgusted with order and meaning
|
| Didik didikti içim arzudan
| I scrutinized my heart from desire
|
| Sarsın beni eldiven gibi diye
| Let it shake me like a glove
|
| Bir kıza yamanmıştım
| I was hooked on a girl
|
| Sanki emzirmişti beni
| It was as if she had breastfed me.
|
| Kâğıt oynayalım diye tutturmuştu bir gece
| One night, he had it fixed so we could play cards.
|
| İstiyordum kırk katırı da kırık satırı da
| I wanted forty mules and broken lines
|
| Kusurlar buluyordum hayatın tadında
| I was finding flaws in the taste of life
|
| Katilimi tanıyordum galiba
| I think I knew my killer
|
| O bendim bence
| I think it was me
|
| Sıkmıştım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can atmıştım kıyasıya her şeye
| I was dying for everything
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Enteresan bir zamandı
| it was an interesting time
|
| Alkolü çarpmıştım yüzüme
| I hit the alcohol on my face
|
| Ambulans çığlıkları vardı her yerde
| Ambulance screams were everywhere
|
| Maneviyat eksikliği işte
| Lack of spirituality
|
| Özenenler bi' başka kadere
| Those who care, to another fate
|
| Alay ediyorlardı benimle
| they were making fun of me
|
| Bütün gözler elektrik mavisiydi
| All eyes were electric blue
|
| Dört bir yana saldırdım panikle
| I attacked all around in panic
|
| Vitaminsiz kalmıştım
| I was without vitamins
|
| Boşboğazın tekiydim
| I was a blank
|
| Zaten hiçbir şeye saygım yoktu
| I had no respect for anything anyway
|
| İnsanlara da kendime de
| To people and myself
|
| Sıkmıştım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can atmıştım kıyasıya her şeye
| I was dying for everything
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Unutmuştum hayatıma girenleri, beni sevenleri
| I forgot those who came into my life, those who loved me
|
| Zaten insanlar
| Already people
|
| Beni hayal kırıklığına uğratmak için
| to disappoint me
|
| Vardılar
| they arrived
|
| Dilimi bilmedim bazen
| Sometimes I don't know my language
|
| Sözler çürüdü o zaman
| Words were rotten then
|
| Suretimi benzettim kendime
| I likened my image to myself
|
| Sanki Tanrı oldum, haşa
| It's like I've become God, haha
|
| Parfüm kokuları, ahtapot kolları
| Perfume scents, octopus arms
|
| Hayat sadece bir şey hakkında olmalı
| Life should only be about one thing
|
| Dalgın, yorgun, hastalıklı
| absent-minded, tired, sickly
|
| Uyuyamadım uyumaya çalıştığımdan
| I couldn't sleep because I tried to sleep
|
| Sıkmıştım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can atmıştım kıyasıya her şeye
| I was dying for everything
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Devler ve cüceler
| Giants and dwarves
|
| Sarraflar tefeciler
| money changers moneylenders
|
| Üstüme oturmadı hayaller
| Dreams didn't sit on me
|
| Kesildim yemeden içmeden
| I was cut off without eating or drinking
|
| Geri de gelmedi bazen bilincim
| Sometimes my consciousness did not come back
|
| Zeval oldum elçime
| I'm sorry for my ambassador
|
| Düşündüm, «Bitirmeli"dedim
| I thought, I said, "It has to be finished"
|
| Ve bir sonrakine geçmeli
| And should move on to the next
|
| Çok eğlenceliydim bazen
| I was so funny sometimes
|
| Eskiden, o zamanki sevgilimle
| In the past, with my then sweetheart
|
| Dansederdik saçmasapan
| We used to dance nonsense
|
| Delirir, delirirdik, çıkardık zıvanadan
| We'd go mad, we'd go mad, we'd go crazy
|
| Sıkardım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can atardım kıyasıya her şeye
| I would die for everything
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| İçerdi kanımı insanlar
| People drank my blood
|
| Oluruna bırakırdım
| I would let it be
|
| Doyup kendileri gitsin diye
| So that they can get enough and go by themselves
|
| Artık kanım akmayana kadar
| Until I bleed no more
|
| On üç yaşındaydım sanki
| Like I was thirteen
|
| On üç kurşun vardı vücudumda
| I had thirteen bullets in my body
|
| Ter bastı beni, anladım hayata mahkûmdum
| I got sweaty, I realized I was doomed to life
|
| Aptalın daniskası
| dummy of a fool
|
| Feda ettim her şeyi kendimi kurtarmak için
| I sacrificed everything to save myself
|
| Dişlerinin arasından hüznün
| sadness through your teeth
|
| Daraldı zaman, bir şey çağırdı
| When time shrunk, something called
|
| «Bu gece olmaz"dedim, artık genç değilim
| I said "Not tonight", I'm not young anymore
|
| Bir başka gece belki
| another night maybe
|
| Her zamanki gibi delirdim o gece
| I went crazy as usual that night
|
| Baktım anladım tekrar tekrar
| I looked and understood again and again
|
| Her şey, her şey, her şey kurguydu
| Everything, everything, everything was fiction
|
| Kalbimi büktüm, sığdırmaya çalıştım
| I twisted my heart, tried to fit it
|
| Eğildim önünde o büyük gücün ve kaderimin
| I bowed down in front of your great power and my destiny
|
| Deniz çekildi o zaman
| The sea withdrew then
|
| Sıktım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can verdim kıyasıya her şeye
| I gave my life to everything
|
| Sıktım dişlerimi
| I grit my teeth
|
| Can attım hayata ve ölüme
| I craved life and death
|
| Hızlı ve acısız
| Fast and painless
|
| Hızlı ve acısız | Fast and painless |