| Her yarında, gördüğüm şeylerin her birinde
| Every tomorrow, every single thing I see
|
| Gözlerinle
| with your eyes
|
| Sol yanımda, boşluk hissinin yanında bir sinirle
| On my left side with a feeling of emptiness
|
| Ben seninle…
| Me with you…
|
| Bilmem mi?
| I don't know?
|
| Zor günlerimde hep sen yanımda vardın (Yeah), oo, ah
| You were always there for me in my hard times (Yeah), oo, ah
|
| Günlerdir (Woo) hissettiğim bu şey
| This is what I've been feeling for days (Woo)
|
| «Ben yarım mı kaldım?» | "Am I half done?" |
| (Ya), oh-oh, ah-ah
| (Ya), oh-oh, ah-ah
|
| Yaramadı, bak
| It didn't work, look
|
| Beni bitiren şeyin adı aşk
| The thing that kills me is called love
|
| Yola getiren
| bringer to the way
|
| Bize niye yön veriyor şüpheler?
| Why do doubts guide us?
|
| Soruyorum hep bunu: «Sence neden?»
| I always ask this: "Why do you think?"
|
| «Deli» diyo’lar, hani reçetem?
| They say "crazy", where is my prescription?
|
| Sırıtıyo' ay bana geceden
| ' the moon is smiling at me from the night
|
| Ona el salladım pencereden
| I waved to him from the window
|
| Söyle, tüm bunlar sence neden?
| Tell me, why do you think all this?
|
| Bu sevdiğim bir şarkı olmalıydı
| This should have been a song I liked
|
| Sevmedin bir daha
| you didn't love again
|
| Bakınca her şey tam gibiydi ama yoktu bir vicdan
| When you looked, everything seemed perfect, but there was no conscience.
|
| Bilmem mi?
| I don't know?
|
| Zor günlerimde hep sen yanımda vardın (Yanımda vardın), oo, ah
| You were always there for me in my hard days (You were by my side), oo, ah
|
| Günlerdir (Woo) hissettiğim bu şey
| This is what I've been feeling for days (Woo)
|
| «Ben yarım mı kaldım?» | "Am I half done?" |
| Oh-oh, ah-ah
| Oh-oh, ah-ah
|
| Kaydı dünya hep zamanla
| Recorded the world always with time
|
| Tecrübeyle sabit artık
| Fixed with experience
|
| Anladın sen en sonunda
| You understood at last
|
| Farklı bir gün
| a different day
|
| «Hey! | "Hey! |
| Günaydın.»
| Good morning."
|
| Şaka yok, kalbim artık sana müsait
| No joke, my heart is available to you now
|
| Bakarken sana diyemedim «hayır»
| I couldn't say "no" while looking at you
|
| Konuşmak yok, hayır
| No talking, no
|
| Bakışalım aynı
| Let's see the same
|
| İlişkim olaylı, dile kolay
| My relationship is eventful, easy to speak
|
| Bilmem mi?
| I don't know?
|
| Zor günlerimde hep sen yanımda vardın (Sen yanımda vardın), oo
| You were always there for me in my hard days (You were there for me), o
|
| Günlerdir hissettiğim bu şey
| This is what I've been feeling for days
|
| «Ben yarım mı kaldım?» | "Am I half done?" |
| (Ben yarım mı kaldım?), Oh-oh, ah-ah
| (Am I half done?), Oh-oh, ah-ah
|
| Sanki ben
| as if I
|
| Bilmem mi?
| I don't know?
|
| Zor günlerimde hep sen yanımda vardın, oo, ah
| You were always there for me in my hard times, oo, ah
|
| Günlerdir hissettiğim bu şey
| This is what I've been feeling for days
|
| «Ben yarım mı kaldım?» | "Am I half done?" |
| Oh-oh, ah-ah | Oh-oh, ah-ah |