| Hani sana aldığım cam yüzük var ya
| You know the glass ring I bought you?
|
| Ya kırılmış ya kaybolmuştur
| It's either broken or lost
|
| İlk çektirdiğimiz resim var ya
| Is that the first picture we took?
|
| Ya yırtılmış ya da solmuştur
| It's either torn or faded
|
| Varsın yansın, yanar zaten anılar
| Let it burn, it burns already memories
|
| Kalan külleri kadar içimde kalsın
| Let it stay inside me as much as the remaining ashes
|
| O küller sana uçar
| Those ashes fly to you
|
| Uçar yine geri gelir belki bana
| It flies, maybe it will come back to me
|
| Hani sana aldığım son çiçek var ya
| You know the last flower I bought you?
|
| Son olduğunu anlamıştır
| realized that it was the last
|
| Son kaldığımız o ev var ya
| Is that the last house we stayed in?
|
| Ya yıkılmış ya da yanmıştır
| either destroyed or burned
|
| Varsın yansın, yanar zaten anılar
| Let it burn, it burns already memories
|
| Kalan külleri kadar içimde kalsın
| Let it stay inside me as much as the remaining ashes
|
| O küller sana uçar
| Those ashes fly to you
|
| Uçar yine geri gelir
| It flies back again
|
| Varsın yansın, yansın
| Let it burn, let it burn
|
| Ne yaşandıysa aramızda hepsi yansın, yansın | Whatever happened, let it all burn between us, let it burn |