| Kalbim sanki kavgalar, aşklarla yoruldu
| It's like my heart is tired of fights and loves
|
| Bir öfke ve bir isyan, bir hırstır, gidiyordu
| An anger and a rebellion is an ambition, it was going
|
| Yabancıydım kendime
| I was a stranger to myself
|
| Sevgi bedenimde yalnızlığı örüyordu
| Love was weaving loneliness in my body
|
| Bir hasret acısında bir an kendimi gördüm
| For a moment I saw myself in the pain of longing
|
| Bakışım bencil gibi, oysa insancıl özüm
| My gaze is selfish, whereas my humane self
|
| Bir umut çiçek açtı sanki gözlerimde
| As if a hope blossomed in my eyes
|
| Yarınlara dostça güldüm
| I laughed friendly towards tomorrow
|
| Artık bir başka duygular
| Now another feeling
|
| Bir başka dünya
| another world
|
| İnsanlar gerçek yolunda
| People are on their way
|
| Hoşgörüyle mutluluk var yanımda
| I have happiness with tolerance
|
| Duygular yüreğimde yıllarca boğuştu
| Emotions wrestled in my heart for years
|
| Artık o deli nehir, denizler de duruldu
| Now that crazy river, the seas have also calmed down
|
| Geçip gitti fırtına, rüzgâr meltem oldu
| The storm has passed, the wind has become the breeze
|
| Yağmur oldu, güneş oldu
| It's raining, it's sun
|
| Artık bir başka duygular
| Now another feeling
|
| Bir başka dünya
| another world
|
| İnsanlar gerçek yolunda
| People are on their way
|
| Hoşgörüyle mutluluk var yanımda | I have happiness with tolerance |