| Yalan (original) | Yalan (translation) |
|---|---|
| Bak işte her şey bitti | Look, it's all over |
| İki yabancıyız şimdi | We are two strangers now |
| Bir merhaba bile kalmadı bize | We didn't even have a hello |
| Bunca yıldan geriye… | Back all these years… |
| Sıcacık bir merhaba | a warm hello |
| Anısına o yılların | In memory of those years |
| Oysa her şeyi yaktı yok etti | However, it burned everything. |
| O senin yalanların… | It's your lies... |
| Büyülü, tutkulu bir yangındı yaşanan | It was a magical, passionate fire. |
| Küllerin ardında kalan her şey yalan | All that remains behind the ashes is a lie |
| Yalan, yalan, o yalan gözlerin | Lie, lie, your lying eyes |
| Yalan, yalan, yalan yeminlerin | Lies, lies, your false oaths |
| Umutsuz bir gününde | On a hopeless day |
| Uzanan bir dost eli | an outstretched hand |
| Arayıp soran, tanıyan bilen | Seeking and asking, knowing, knowing |
| Yılların ötesinden… | Over the years… |
