| Umut (original) | Umut (translation) |
|---|---|
| Bu yaşlı yorgun dünya | This old tired world |
| Gözlerdeki bu kuşku | This doubt in the eyes |
| Bu çökmüş bezgin yüzler | These sunken weary faces |
| Çevremdeki bu korku | This fear around me |
| Hiçbiri söndüremez | No one can turn it off |
| Hiçbiri söndüremez, içimdeki umudu | No one can extinguish the hope in me |
| Anlamlı bir söz duysam | If I hear a meaningful word |
| Sevgiden aşktan yana | From love to love |
| Nasıl çarparsa kalbim | How my heart beats |
| Yine öyle çarpacak | It will crash again |
| Nasıl çarparsa bugün | How it hits today |
| Yarın yine çarpacak | It will strike again tomorrow |
| Bu cansız küskün şehir | This lifeless resentful city |
| Gözlerdeki bu kuşku | This doubt in the eyes |
| Bu kavga, bu gürültü | This fight, this noise |
| Çevremdeki bu korku | This fear around me |
| Hiçbiri söndüremez | No one can turn it off |
| Hiçbiri söndüremez, içimdeki umudu | No one can extinguish the hope in me |
| Tertemiz bir yüz görsem | If I see a clean face |
| Aydınlık tek bir bakış | One bright glance |
| Nasıl çarparsa kalbim | How my heart beats |
| Yine öyle çarpacak | It will crash again |
| Nasıl çarparsa bugün | How it hits today |
| Yarın yine çarpacak | It will strike again tomorrow |
| Sevdiğim bir dost görsem | If I see a friend I love |
| Yürekli tek bir insan | one hearted person |
| Nasıl çarparsa kalbim | How my heart beats |
| Yine öyle çarpacak | It will crash again |
| Nasıl çarparsa bugün | How it hits today |
| Yarın yine çarpacak | It will strike again tomorrow |
| Nasıl çarparsa bugün | How it hits today |
| Yarın yine çarpacak | It will strike again tomorrow |
