| Uyanmalıyım (original) | Uyanmalıyım (translation) |
|---|---|
| Fark edince çok zor, vazgeçince çok yok yapcak bi'şey | It's very hard when you realize it, there's not much to do when you give up |
| Hiçbir anlamı yok, hiçbir sebebi yok öyle bi'şey inandığım | It doesn't make any sense, there's no reason it's such a thing I believe |
| Olasılıklar, farkındalıklar, yollar çatallanır ilerledikçe | Possibilities, realizations, paths bifurcate as we go |
| Sevilmişlikler, bıkılmışlıklar, insanlar yalnızlaşır büyüdükçe | Lovednesses, boredom, people get lonely as they get older |
| Alışmalıyım kafamdaki kalabalığa | Gotta get used to the crowd in my head |
| Uyanmalıyım bir gün daha | I have to wake up one more day |
| Yaşamalıyım yarın güzel sabahlara | I must live tomorrow beautiful mornings |
| Tam da bu yüzden, sen daha iyi bilirsin anlat | That's exactly why, you know better, tell me |
