| Yılan (original) | Yılan (translation) |
|---|---|
| Sen | Joyful |
| Yaşadığım tek pişmanlığım | My only regret |
| Yüzümdeki çizgim kalbimdeki ahım | The line on my face my heart in my heart |
| Sığındığım liman | port of refuge |
| Sarıldığım yılan | the snake i hug |
| Bir baş belası | a nuisance |
| Sen | Joyful |
| Her gördüğümde acıyarak baktığım | I look with pity every time I see it |
| Ve ağıtlarla arkamda bıraktığım | And I left behind with lamentations |
| Hayatımın en büyük hatasısın sen | you are the biggest mistake of my life |
| Ve ben | And me |
| Bir gülüşün uğruna dünyayı veren | Giving the world for a smile |
| Karşılıksız çıkarsız delice seven | unrequited and madly loving |
| Bugünlerde seni kalem kalem silen | Who erases you pen and pencil these days |
| Yine ben | Me again |
| Kaçırdığın belki de en | Maybe the most you missed |
| Büyük şansın | your big chance |
| İlk göz ağrın hesapta | Your first eye pain is on the account |
| Yol arkadaşın | your companion |
| Şimdilerde izine az rastladığın | You rarely see a trace of it these days. |
| Sen | Joyful |
| Her gördüğümde acıyarak baktığım | I look with pity every time I see it |
| Ve ağıtlarla arkamda bıraktığım | And I left behind with lamentations |
| Hayatımın en büyük hatasısın sen | you are the biggest mistake of my life |
