| Sevdin mi beklemeden seveceksin
| Did you love, you will love without waiting
|
| Beni sevmiyor diye üzülmeyeceksin
| You won't be sad because you don't love me
|
| Verdin mi hesap tutmadan vereceksin
| Did you give
|
| Geri alır mıyım diye düşünmeyeceksin
| Won't you think if I'll take it back
|
| Gittin mi beklemeden gideceksin
| Did you go, will you go without waiting
|
| Bitmiş bir aşkı ihanetle sürdürmeyeceksin
| You will not pursue a dead love with betrayal
|
| Geldin mi özlediğin için geleceksin
| Did you come, you will come because you miss
|
| Özlenmediysen eğer gücenmeyeceksin
| You won't be offended if you're not missed
|
| İşte ancak o zaman anlamlıdır yaşamak
| Only then is it meaningful to live
|
| Çünkü bir tek o zaman mutlu olacaksın
| Because only then will you be happy
|
| Ancak o zaman anlamlıdır ölmek
| Only then is it meaningful to die
|
| Çünkü bir tek o zaman özgür olacaksın
| Because only then will you be free
|
| Yaşadın mı beklemeden yaşayacaksın
| Did you live, you will live without waiting
|
| Bugünü kenara itip yarına bakmayacaksın
| You won't put aside today and look to tomorrow
|
| Ağladın mı saklanmadan ağlayacaksın
| Did you cry, you will cry without hiding
|
| Aleyhime döner diye rol yapmayacaksın
| You won't pretend it will turn against me
|
| Bağlandın mı beklemeden bağlanacaksın
| Are you connected, you will connect without waiting
|
| Sevdiğinden acısını çıkarmayacaksın
| You won't take the pain out of the one you love
|
| Yalvardın mı ta gönülden yalvaracaksın
| Did you beg, you will be begging wholeheartedly
|
| Reddedilir miyim diye sevmekten korkmayacaksın | You won't be afraid to love if I'm rejected |