| Daha gerçek yalanlarım doğrularından
| My lies are more true than the truth
|
| O yüzden boğuluyoruz bir bardak suda fırtınadan
| That's why we drown in a glass of water from the storm
|
| Zaman beni, ben zamanı öldürüyorken
| Time is killing me while I'm killing time
|
| Tuttum nefesimi atmaya seni beynimden
| I held my breath to throw you out of my brain
|
| Ama o zaman da kalbim boşa dönüyor
| But then my heart turns to waste
|
| Hep sana atan bir yürek, nasıl inansın bunca
| A heart that always beats you, how can you believe so much?
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Nasıl açıklansın
| How to explain
|
| Bana bunca zaman sonra bunu hissettiren
| That made me feel after all this time
|
| Öylesine bir rüzgâr olamaz kalbime esen
| There can't be such a wind blowing into my heart
|
| Dünle bugün arası sanki daha uzun hayatımdan
| Between yesterday and today, it's like longer than my life
|
| Hiç kimseye mektup yok ölmüş insanlar insansızlıktan
| No letters to anyone, dead people from lack of humanity
|
| Ama o zaman da kalbim boşa dönüyor
| But then my heart turns to waste
|
| Hep sana atan bir yürek, nasıl inansın bunca
| A heart that always beats you, how can you believe so much?
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Nasıl açıklansın
| How to explain
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Tesadüfler
| coincidences
|
| Nasıl açıklansın | How to explain |