| Dilara (original) | Dilara (translation) |
|---|---|
| Dün gece sabaha kadar yürüdüm göl kıyısında | Last night I walked until morning by the lake shore |
| Güneşi bekleyen bulutlar gördüm, ay uyumuştu | I saw clouds waiting for the sun, the moon was asleep |
| Karşı köyde büyük bir ateş yakmışlar | They lit a big fire in the opposite village. |
| Dumanı dağlar kadar, aşkımız kadar | Its smoke is as much as the mountains, as much as our love |
| Ateş böcekleri dans ediyordu zamana inat | Fireflies were dancing against time |
| Sen de ordaydın, saçların alev alev; | You were also there, your hair on fire; |
| 'Dilara' | 'Dilara' |
| Hâlâ yaşıyorsun bende gerçeğe inat 'Dilara' | You are still alive in me despite the truth 'Dilara' |
| Dilara, Dilara | Dilara, Dilara |
| O cennette diyorum | I say he is in heaven |
| Soranlara, tanıyanlara | For those who know, for those who know |
