| Yazıklar Olsun (original) | Yazıklar Olsun (translation) |
|---|---|
| Biri dört yaşında biri sekiz | One is four years old and one is eight |
| Siz olmadan biz iki eksiğiz | Without you we are two incomplete |
| Ne bir hayat ne de gelecek kuramadık size | We could neither build a life nor a future for you. |
| Kahramanlarınızı tanıyamadan | Without knowing your heroes |
| Kim iyi kim kötü anlayamadan | Without knowing who is good and who is bad |
| Dünyayı öğretemedik size | We couldn't teach you the world |
| Birinin gözleri su mavisi | Someone's eyes are water blue |
| Diğerinin saçı kömür karası | The other's hair is coal black |
| Nasıl kapanacak bu gönül yarası | How will this heartache heal? |
| Dünyayı yiyip bitirdiniz | You ate the world |
| Sırayı çocuklara mı getirdiniz | Did you bring the children's turn? |
| Mahşer günü yakın hesap kime | To whom is the close account on the Day of Judgment? |
| Yazıklar olsun hepimize | shame on us all |
| Yazıklar olsun sözümüze | Shame on our word |
| Kurudu gözyaşımız taş kesildik yazıklar olsun | Our tears have dried, we have turned into stones, shame on us |
| Yazıklar olsun dilimize | Shame on our language |
| Yazıklar olsun belimize | Shame on our waist |
| Koruyamadık sizi şu koca dünyada yazıklar olsun | We couldn't protect you, shame on this big world |
