| Kızılgerdan (original) | Kızılgerdan (translation) |
|---|---|
| Hiçbir yerde bir evim yok | I don't have a home anywhere |
| Yani sabit bir yerim yok | So I don't have a fixed place |
| Bir sırt çantasında eşyalarla | With items in a backpack |
| Mutluluğumu özlüyorum | i miss my happiness |
| Bu denizler okyanuslar yüzünden | These seas are because of the oceans |
| Doğru bildiğimi unutuyorum | I forget that I know right |
| Bir köy yolunda kahkahalarla | With laughter on a country road |
| Kızgınlığımı saklıyorum | I hide my anger |
| Yürüyorum | I am walking |
| Yolumda yürüyorum | I'm walking my way |
| Anlaşılmadan yürüyorum | I'm walking without being understood |
| Mmm | Mmm |
| Bir kızılgerdan, meşe dalında | A robin on an oak branch |
| Gösteriyor güzelliğini | Showing your beauty |
| En masum şeyler bile iltifatsız | Even the most innocent things are uncomplimentary |
| Heyecanımı özlüyorum | i miss my excitement |
| Üzülsem mi? | Should I be upset? |
| kabullensem mi? | Shall I accept? |
| Napacağımı bilemiyorum of | I don't know what to do |
| Yüzüme vurduğum bir avuç suyla | With a handful of water I hit my face |
| Ağladığımı gizliyorum | I hide my crying |
