| Pamfilya'da (original) | Pamfilya'da (translation) |
|---|---|
| Palmiye | Palm |
| Ve selviler arasındaydım | And I was among the cypresses |
| Akdeniz | Mediterrenian |
| Eski bir evin penceresinde | In the window of an old house |
| Çivit mavisiydi | It was indigo |
| Ve | And |
| Müthiş dağlar görüyordum | I was seeing great mountains |
| Çok fırtınalıydı gece | It was a stormy night |
| Yumuşacık elleri vardı | He had soft hands |
| Sımsıcak nefesleri vardı | they had hot breath |
| Ben bu yüzden buralardaydım | That's why I was here |
| Pamfilya’daydım | I was in Pamphylia |
| Sedir ağacı | Cedar tree |
| Buram buram kokuyordu | It smelled bad |
| Biraz serin | a little cool |
| Eski bir evin | an old house |
| Kireç badanalı | lime whitewashed |
| Tahta odasındaydım | I was in the board room |
| Dışarıda bir guguk kuşu | A cuckoo outside |
| Hiç susmuyordu | he never shut up |
| Çok fırtınalıydı gece | It was a stormy night |
| Uçsuz bucaksız gözleri vardı | He had wide eyes |
| Sımsıcak nefesleri vardı | they had hot breath |
| Ben bu yüzden buralardaydım | That's why I was here |
| Pamfilya’daydım | I was in Pamphylia |
