| Karanlık Soğuk (original) | Karanlık Soğuk (translation) |
|---|---|
| Karanlık | Dark |
| Soğuk | Cold |
| Alabildiğine geniş | as wide as possible |
| Ama şimdi | But now |
| Issız | Unemployed |
| Göstermelik ana caddenin | of the main street |
| Kıyısında | On the coast |
| Yürümedeyken | while walking |
| Sevmedeyken yağmuru | While loving the rain |
| Kara bıyıklı, kuşku bakışlı | Black mustache, suspicious look |
| Erzincanlı | from Erzincan |
| Bekçiyi | watchman |
| Bazen bir | Sometimes a |
| Kara kedi | black cat |
| Ya da bir sokak itini | Or a street dog |
| Alnının terini | sweat on your forehead |
| Yorulmuş bedenini | your tired body |
| Taşırken | while carrying |
| Sabırla | With patience |
| Koşar adım kendini | I run myself |
| Parasızlık | Poverty |
| Kaygı | Anxiety |
| Her çeşit düşünceyi | all kinds of thoughts |
| Hep görürsün | you always see |
| Hep anlarsın | you always understand |
| Bütün bunlar ne | what is all this |
| Bütün bunlar ne | what is all this |
| Sonunda gece biter | Finally the night ends |
| Her yer aydınlanır | Everywhere is illuminated |
| Yine umut peşinden | chasing hope again |
| Koşturur insanları | makes people run |
| Yalnızlık meydanında | in the square of solitude |
| Arkadaş konuşmalar | friend conversations |
| Salepçiler, kokoreççiler | Salep shops, kokorec shops |
| Hiç üşümez bu insanlar | These people never get cold |
| Senle konuşan | talking to you |
| Sonra koşuşan | then running |
| Selam vermeden giden | leaving without greeting |
| En güzeli yazdır, bahardır | The most beautiful is summer, it is spring |
| Ve gündüzdür diyen | And who says it's day |
| Üşüyen | cold |
| Ve düşünen | and thinking |
| Bulaşıkçı bir kadın | a dishwasher woman |
| Onlaar hep söylerler: | They always say: |
| 'Ne yapalım, ekmek parası.' | 'What shall we do, bread money?' |
| Yaşamanın karşısında | Opposite of life |
| Hiç durmayan zaman | time that never stops |
| Ve insanları coşturan | And that excites people |
| Kırmızı ışıkları | red lights |
| Hep görürsün bunları | you always see them |
| Hep anlarsın | you always understand |
| Bütün bunlar ne | what is all this |
| Bütün bunlar ne | what is all this |
