| Ayak sesleri, öksürükler ve klakson
| Footsteps, coughs and horns
|
| Yaşadığım çağın kasveti
| The gloom of my age
|
| Kamçı gibi düşüyor yağmur
| Rain falling like whips
|
| Artık ne ölüyüm ne diri
| I'm neither dead nor alive anymore
|
| «Rolüne devam et» diyorlar
| They say "keep in your role"
|
| Bir pazarlığa girişmelidir insan
| One must make a bargain
|
| «Kalpte değil artık gerçek» diyorlar
| They say "it's not in the heart, it's real anymore"
|
| Bir teklif gerekiyor bazen bitirmek için
| Sometimes you need an offer to finish
|
| Tersi tüketecek çünkü
| The reverse will consume because
|
| Açarız vahşetin rengini
| We turn on the color of brutality
|
| Tükrükle sulandırırız kanını
| We dilute your blood with saliva
|
| Ağaçlar sıklaşıyor
| The trees are getting thicker
|
| Bi' garip koma hâli bitirmek için
| To end a strange coma
|
| Tersi tüketecek çünkü
| The reverse will consume because
|
| Bir şey söyle beynim, bir şey söyle
| Say something my brain, say something
|
| Söyle, bir şey söyle
| say, say something
|
| Vazgeçtim isyanımdan
| I gave up on my rebellion
|
| Bana bir şey söyl
| tell me something
|
| Yoksa, başkaları söylüyor
| Otherwise, others say
|
| Nasıl hissedeceğimi
| how to feel
|
| «Dinl bizi» diyorlar
| They say "Listen to us"
|
| Kabul ediyorum hepsini bitirmek için
| I agree to end it all
|
| Tersi tüketecek çünkü
| The reverse will consume because
|
| Bir şey söyle beynim, bir şey söyle
| Say something my brain, say something
|
| Söyle, bir şey söyle
| say, say something
|
| Vazgeçtim isyanımdan
| I gave up on my rebellion
|
| Bana bir şey söyle
| Tell me something
|
| Bir şey söyle beynim, bir şey söyle
| Say something my brain, say something
|
| Söyle, bir şey söyle
| say, say something
|
| Taşlar otursun yerine
| Let the stones sit
|
| Bana bir şey söyle
| Tell me something
|
| Bu buz gibi soğuk ormanda
| In this icy cold forest
|
| Duruyorum kırmızı ışıkta
| I'm stopping at the red light
|
| Pamuk ipliği ile tutunup hayata
| Cling to life with cotton thread
|
| Bağırıyorum bir boşluğa
| I'm screaming into a void
|
| Bir şey söyle beynim, bir şey söyle
| Say something my brain, say something
|
| Söyle, bir şey söyle
| say, say something
|
| Vazgeçtim isyanımdan
| I gave up on my rebellion
|
| Bana bir şey söyle
| Tell me something
|
| Bir şey söyle beynim, bir şey söyle
| Say something my brain, say something
|
| Söyle, bir şey söyle
| say, say something
|
| Taşlar otursun yerine
| Let the stones sit
|
| Bana bir şey söyle
| Tell me something
|
| Sesler durmuyor kafamda
| The voices don't stop in my head
|
| Kendimle gırtlak gırtlağa
| throat to throat with myself
|
| Deliliğimin ötesinde her şey
| Everything beyond my madness
|
| Zaten kavranamayanın da dışında Tanrı da
| Besides the incomprehensible, God is also
|
| Bitirmek için
| To finish
|
| Tersi tüketecek çünkü | The reverse will consume because |