| Acılara Tutunmak (original) | Acılara Tutunmak (translation) |
|---|---|
| Acı çekmek özgürlükse | If suffering is freedom |
| Özgürüz ikimiz de | We are both free |
| O yuvasız çalıkuşu | That homeless wren |
| Bense kafeste kanarya | I'm a caged canary |
| O dolaşmış daldan dala | That entangled branch from branch to branch |
| Savurmuş yüreğini | tossed his heart |
| Ben bölmüşüm yüreğimi | I divided my heart |
| Başkaldıran dizelere | To the rebellious verses |
| Aramakmış oysa sevmek | Seeking but loving |
| Özlemekmiş oysa sevmek | Longing but loving |
| Bulup bulup yitirmekmiş | Finding and losing |
| Düşsel bir oyuncağı | an imaginary toy |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Sevmek diye bir şey varmış | There is something to love |
| Sevmek diye bir şey yokmuş | There is no such thing as love |
| Acı çektim günlerce | I suffered for days |
| Acı çektim susarak | I suffered in silence |
| Şu kısacık konuklukta | In this short stay |
| Deprem kargaşasında | In earthquake turmoil |
| Yaşadım birkaç bin yıl | I lived a few thousand years |
| Acılara tutunarak | Holding on to the pain |
| Acı çekmek özgürlükse | If suffering is freedom |
| Özgürüz ikimiz de | We are both free |
| Aramakmış oysa sevmek | Seeking but loving |
| Özlemekmiş oysa sevmek | Longing but loving |
| Bulup bulup yitirmekmiş | Finding and losing |
| Düşsel bir oyuncağı | an imaginary toy |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Sevmek diye bir şey varmış | There is something to love |
| Sevmek diye bir şey yokmuş | There is no such thing as love |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Sevmek diye bir şey varmış | There is something to love |
| Sevmek diye bir şey yokmuş | There is no such thing as love |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Sevmek diye bir şey varmış | There is something to love |
| Sevmek diye bir şey yokmuş | There is no such thing as love |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Yalanmış hepsi yalan | It's all a lie |
| Sevmek diye bir şey varmış | There is something to love |
| Sevmek diye bir şey yokmuş | There is no such thing as love |
