| Yelpaze (original) | Yelpaze (translation) |
|---|---|
| Hiç aklımda yokken | When I don't even mind |
| Hiçbir beğenim yokken | When I have no likes |
| Uzattın solgun bir yelpaze | You extended a pale fan |
| Sundun bana bir dünya | You gave me a world |
| Uğraştın da süsleyerek | You tried to decorate |
| Alttan girip üstten çıktın | You went in from the bottom and out from the top |
| Sonunda beni kandırdın | You finally tricked me |
| Ben de kendimi açtım | I also opened myself |
| Sevdim içten bildiğin gibi | I loved it sincerely as you know |
| Renkli gördüm sendekini | I saw yours in color |
| Yakın durdum paylaştım kendimi | I stood close and shared myself |
| İnandım olması gerektiği gibi | I believed as it should |
| İnsan düşünmez ki | People don't think |
| O an aksini | At that moment the opposite |
| Bilmeden girdiğim sular | The waters I entered without knowing |
| Beni içine çekti | pulled me in |
| İnsan düşünmez ki | People don't think |
| O an aksini | At that moment the opposite |
| Bilmeden girdiğim sular | The waters I entered without knowing |
| Beni içine çekti | pulled me in |
| Koydun sırtıma her şeyini | You put everything on my back |
| Bastırmaya başladın hızla | You started pushing fast |
| Havasız kaldı tüm odalar | All rooms were stuffy |
| Dondu çoşkuyla akan sular | Frozen rushing waters |
| Hata etmişim | i made a mistake |
| Olmayacak şeye olacak demişim | I said something that won't happen will happen |
| Her seferinde sineye çekmişim | I've had it every time |
| Anlamaya çalışıp | trying to understand |
| Karşılıksız hep orada | Unrequited always there |
| Kapısız altın kafeste aptalca aldanmışım | I was foolishly deceived in a doorless golden cage |
| İnsan düşünmez ki | People don't think |
| O an aksini | At that moment the opposite |
| Bilmeden girdiğim sular | The waters I entered without knowing |
| Beni içine çekti | pulled me in |
| İnsan düşünmez ki | People don't think |
| O an aksini | At that moment the opposite |
| Bilmeden girdiğim sular | The waters I entered without knowing |
| Beni içine çekti | pulled me in |
