| Şimdiye Rosinante’den inmiştim
| I got off Rosinante by now
|
| Kedi kafayı çizmeli, bir sorun varsa o da bilmeli
| The cat should scratch its head, if there is a problem, it should also know
|
| İntikam terbiyeli yenir. | Revenge eats decently. |
| Sana kimse öğretmedi mi?
| Didn't anyone teach you?
|
| Bak telef oldu günümün bir dakikası
| Look, a minute of my day is wasted
|
| Senin için mühim fakat saçmalık daniskası
| It's important to you, but it's bullshit.
|
| Vakit öldürmenin birçok yöntemi var sahi
| There are many ways to kill time.
|
| Aranan katil haliyle keyfimin kahyası
| Steward of my pleasure as a wanted murderer
|
| Kendi başının etini kendin pişir kendin ye
| Cook your own meat
|
| Artık ankesörlü telefonlar bile yalnız
| Now even pay phones are lonely
|
| Rutinin için tahrip edici basit bir alışkanlık bencilce
| A simple habit that destroys your routine is selfish
|
| Karavana sezgiler, sönük izmaritler
| Caravan intuitions, deflated butts
|
| Bir şeylerin yolunda olmadığını ima eder
| hints that something is wrong
|
| Gereksiz imgelerle meşgul, düşünceler gayri makul
| Preoccupied with unnecessary images, thoughts unreasonable
|
| Felaketler kendinden mi menkul bunu bilmeden?
| Do disasters happen to you without knowing it?
|
| Yürüyorum, yürüyorum acaba nasıl?
| I'm walking, I'm walking, I wonder how?
|
| Kayboluşa bile iyi yanından bakıp
| Looking from the bright side even to the lost
|
| Niçin aralık, bu kapı neden kapalı?
| Why is it ajar, why is this door closed?
|
| Sanırım kararsızlık medcezirin olmalıysa olmalı
| I guess indecision should be your tide
|
| Ya da olduğu kadar
| Or as
|
| Daha gaddar olduğun vatan
| The homeland where you are more cruel
|
| Düşündün mü; | Did you think; |
| rastlantılar nedense manidar
| coincidences are somehow
|
| Nedense haberdar sanki geleceğimden emin
| For some reason, it's as if he knows, he's sure that I will come.
|
| Öğretmedin hiçi nasıl fethederim
| You never taught me how to conquer
|
| Zira içim yedigen eşkenar
| Because my inside is heptagonal equilateral
|
| Mükemmelden uzak kalmak için küsüratlı konuşan
| Spoken to stay away from perfect
|
| Doğru zaman doğru yerde olamaz
| The right time can't be in the right place
|
| Aşırı yükleme, canhıraş vaveyla
| Overload, heartbreak vaveyla
|
| Herkesin acelesi var Eskişehir'e kıyasla
| Everyone is in a hurry compared to Eskişehir
|
| Aniden elim gider çakmak cebine telaşla
| Suddenly my hand goes to the pocket of the lighter in a hurry
|
| Zulayı bulaca’m rahat bir nefes alaca’m | I'll find the stash, I'll take a sigh of relief |