| İşsiz kalmışsın, okumuş etmiş uğraşmışsın elin cahili gelmiş patronun olmuş
| You are unemployed, educated, you have struggled, you are ignorant, you have become your boss
|
| kaldıramazsın
| you can't lift
|
| Ülkede herkes iyi sanki bi bu kaldı diye kızgınsın
| Everyone in the country seems to be fine, you are angry because this is left
|
| İstanbul gibisin, herkes işini görüp gitmiş
| You are like Istanbul, everyone has done their job and left.
|
| Kimsenin eyvallahı kalmamış kimsenin kimseye hayrı kalmamış
| No one's thanks
|
| İstasyon gibisin ne paran kalmış ne de kibarlık
| You are like a station, you have neither money nor kindness
|
| Kaba biri olmuşsun, baba biri olmuşsun
| You've been rude, you've become a father
|
| Sen de salmışsın
| You also released
|
| Vurmuş kırmış yıpranmışsın
| You're broken and worn out
|
| Gönül yarası da vardır
| There is also a heartache
|
| Uzun süreli ilişkiden yeni çıktım diye sürünüyorsundur yazık
| It's a shame you're crawling because I just got out of a long-term relationship.
|
| Geçmişsin bi yere
| You passed somewhere
|
| Yüksek sesle müzik dinlerken içlenmişsin
| You're drunk while listening to loud music
|
| İçimi parçalar eski parçalar
| Pieces of me old pieces
|
| Bana göre değil eski kalçalar
| Not for me old hips
|
| İçimi parçalar eski parçalar
| Pieces of me old pieces
|
| Bi 45lik takıp 35lik açın
| Insert a 45 and open a 35
|
| Sonra dışarı çıkarsın sigara migara yakmadan dümdüz evine doğru defolup gidersin
| Then you go out and go straight to your house without lighting a cigarette.
|
| Güzel kızlar göremiyorsun her tarafta çiftler var
| Pretty girls you can't see there are couples all around
|
| Bekarlık sultanlık ama dışlanmışsın
| Being single is a sultanate but you are excluded
|
| İçimi parçalar eski parçalar
| Pieces of me old pieces
|
| Bana göre değil eski kalçalar
| Not for me old hips
|
| İçimi parçalar eski parçalar
| Pieces of me old pieces
|
| Bi 45lik takıp 35lik açın | Insert a 45 and open a 35 |