| Kapıyı aralayıp onu gördüm
| I opened the door and saw him
|
| Bir başkasıyla yatağımda
| In my bed with someone else
|
| Son sözleri hala kulağımda
| His last words are still in my ear
|
| Bu ilk kez değildi dedi bana
| He told me it wasn't the first time
|
| Dokunup hissettiğim kadını
| The woman I touch and feel
|
| Bana aitmiş sanarken
| When you think you belong to me
|
| Artık bildiğim tek bir şey vardı
| There was only one thing I knew now
|
| Acıydı dünyanın diğer adı
| Pain was the other name of the world
|
| Mutlu olmak için
| To be happy
|
| Sevmek için
| To love
|
| Görme, işitme
| sight, hearing
|
| Mutlu olmak için
| To be happy
|
| Sevmek için
| To love
|
| Bilme, çok düşünme
| Don't know, don't think too much
|
| Ceketi alıp sokakta kayboldum
| I took the jacket and got lost in the street
|
| arkamdan tek bakan kedim osmandı
| Osman was my only cat who looked behind me
|
| Yoldan bir taksi çevirdim
| I took a taxi down the road
|
| Köprüye vardığımda trafik tıkandı
| Traffic jammed when I got to the bridge
|
| Her yerde kameralar vardı
| There were cameras everywhere
|
| Biri atlıyordu belli ki
| Someone was obviously jumping
|
| Onu izlerken farkettim ki
| While watching it, I realized that
|
| Hayatta kalmak kâfiydi
| It was enough to survive
|
| Mutlu olmak için
| To be happy
|
| Sevmek için
| To love
|
| Görme, işitme
| sight, hearing
|
| Mutlu olmak için
| To be happy
|
| Sevmek için
| To love
|
| Bilme, hissetme (çok düşünme) | Don't know, don't feel (don't think too much) |