| Adını koyduğun, anmadığın
| that you name, that you do not mention
|
| Hem öbür yarın sandığın, hem hiçe saydığın
| What you think is the next tomorrow and what you ignore
|
| Açtı gözünü görüyor, yok artık o bonkör aşığın
| He opened his eyes, he sees, there is no more that generous lover
|
| Attım yüzüğü sıkıyor, boş artık esaret parmağım
| I threw the ring tight, now my bondage finger is empty
|
| Sen ne dersen de artık ne önemi var
| No matter what you say, it doesn't matter anymore
|
| Kırık kalbimin de bir bildiği var
| My broken heart also knows something
|
| Ne dersen de artık ne önemi var
| Whatever you say, it doesn't matter anymore
|
| Bir meleksin diyor yeni biri var
| Says you're an angel, there's a new one
|
| Vur vur inlesin sana sağır kulaklar
| Hit it, let it moan, you deaf ears
|
| Hep aynı bayat hikaye bozuk paklar
| It's always the same old story, broken pucks
|
| Çalınmayacak
| will not be stolen
|
| Tut tut bir dilek tut açıldı fallar
| Make a wish, make a wish
|
| Sana uzun yollar çıktı bana yeni aşklar
| Long roads came to you, new loves to me
|
| Canın yanacak
| you will hurt
|
| Tutamaz çekip gideni gelse alayı
| He can't hold the one who leaves, even if he comes
|
| Üzülür gibi yapma hiç bırak numarayı | Don't act like you're sorry, never quit the trick |