| Ömrümün Sonbaharinda (original) | Ömrümün Sonbaharinda (translation) |
|---|---|
| Adım anılmaz oldu | My name was not mentioned |
| Kapım çalınmaz oldu | My door has not been knocked |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Gönlüm katlansın diye | For my heart to bear |
| Gören göz görmez oldu | The eye that sees is out of sight |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Saçlarıma düştü aklar | Whites fell on my hair |
| Hüzünlendi akşamlar | sad evenings |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Hep yüzüme kapandı | Always hung up on my face |
| Dost bildiğim kapılar | Doors I know friend |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Şarkılar yarım kaldı | Songs left unfinished |
| Resimler soldu şimdi | Pictures faded now |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Döktüğüm gözyaşları | the tears I shed |
| Sel oldu aktı gitti | The flood has gone |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Elimden kaçırdığım | I missed |
| Gençliğimi özlerim | i miss my youth |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Artık hiç dönmeyecek | Won't ever come back anymore |
| Sevgiliyi beklerim | I'm waiting for your lover |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Barış isyan eyleme | peace riot |
| Yıllar akıp gidiyor | The years are flowing by |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Fazla vaktin kalmadı | You don't have much time left |
| Giden geri dönmüyor | Outgoing doesn't come back |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Hâlâ kalem tutacak | Will still hold a pen |
| Bir parça gücüm kaldı | I have a little strength left |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Hâlâ yazıp çizecek | Will still write and draw |
| Birkaç satırım kaldı | I have a few lines left |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Hâlâ bitirmediğim | I still haven't finished |
| Bir yarım şarkım kaldı | I have half a song left |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Ve Hâlâ beni dinleyen | And still listening to me |
| Bir avuç dostum kaldı | I have a handful of friends left. |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
| Hâlâ beni dinleyen | still listening to me |
| Bir avuç dostum kaldı | I have a handful of friends left. |
| Ömrümün sonbaharında | in the autumn of my life |
