| Televizyon (original) | Televizyon (translation) |
|---|---|
| Akşam haberleri izlerken | While watching the evening news |
| Fark ettim ki durumlar kötü yine | I realized that things are bad again |
| Gündüz kuşağı adı altında | under the name of daylight |
| Sanal eroini çektim damarlarıma | I got virtual heroin in my veins |
| Televizyon böyledir | TV is like this |
| Günler zor geçti evdeyken | The days were hard when I was home |
| Gülecek bi şey de yoktu etrafımda | There was nothing to laugh about |
| Kendi kendime acıdım | I hurt myself |
| Arkadaşlarım da öyle baktılar | My friends looked like that too. |
| Televizyon böyledir | TV is like this |
